| Sık Kullanlanlara Ekle | Giriş Sayfam Yap | E-Posta | İletişim

      Ana-Sayfa » Dosyalar » Dosyalar  

EVRENSEL TÜKETİCİ HAKKI: “BİLGİLENME HAKKI” KAPSAMINDA HELÂL SERTİFİKA ÖNEMİ-SORUNLAR-ÇÖZÜMLER Tüketiciler Birliği’nin deneyim paylaşımı

  GİRİŞ

Küreselleşen ekonomik düzende, “tüketici”nin korunması her geçen gün daha çok önem taşımakta, güçlü ekonomik düzenin küresel aktörleri karşısında tüketici sağlık ve güvenliğinin, ekonomik çıkarlarının korunması, daha önemlisi “huzuru”nun sağlanması yeni koruma mekanizmalarını zorunlu kılmaktadır.

Bunun ötesinde tüketicinin artan beklentilerinin karşılanması ve yakıcı rekabet ortamında mal ve hizmet sunan aktörlerin buna uygun pozisyon almaları da, ayrı bir zorunluluk olarak önümüze gelmektedir.

Bu temel tespitlerden hareketle; evrensel tüketici haklarından biri olan ve ekonominin küreselleşmesi ile birlikte diğer evrensel tüketici haklarından bir miktar daha öne çıkan “bilgilenme hakkı” kapsamında, Helâl Sertifika” konusundaki tüketici beklentisi, beklentilerin karşılanmasında ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri, Tüketiciler Birliği’nin bu alandaki çalışmalarından elde edilen deneyimleri ışığında yanıtlanmaya çalışılacaktır. 

EVRENSEL TÜKETİCİ HAKKI: “BİLGİLENME HAKKI”

1985 yılında Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ve dünya uluslar ailesi tarafından imzalanan Tüketici Hakları Evrensel Bildirgesi ile tüketicinin temel ve evrensel hakları olduğu kabul edilerek, bu hakların;

-Temel İhtiyaçların Karşılanması Hakkı (Barınma, ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanılabilecek su bulma, haberleşme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır. Her tüketici, bu temel ihtiyaçlarının karşılanmasını talep edebilir)

-Sağlık ve Güvenlik Hakkı (Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin insan yaşamı ve sağlığı açısından kullanıcısına zarar vermeyecek durumda olması)

-Eğitilme Hakkı (Tüketicinin hak ve çıkarlarını koruyabilmesi, tüketici bilincine sahip olması için  eğitim kurumlarında eğitilmesi)

-Zararların Giderilmesi Hakkı (Satın alınan mel veya hizmetten dolayı tüketicinin uğramış olduğu zararın giderilmesi, o mal veya hizmetin yeniden tüketiciye ulaştırılması)

-Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı (Sağlık koşullarına uygun bir çevrenin oluşumunda ülke ve tabiat kaynaklarının da doğru kullanımı ile çevrenin korunması, temiz ve sağlıklı bir çevrenin yarınlara bırakılması)

-Ekonomik Çıkarlarının Korunması Hakkı (Tüketiciye kıyaslama olanağı verecek çeşitte mal ve hizmetlerin en ucuz fiyattan sunulması, satış sonrası her türlü teknik destek ve servisin tüketiciye ulaştırılması)

-Temsil Edilme, Örgütlenme, Sesini Duyurma Hakkı (Evrensel ve temel tüketici haklarının yerine getirilebilmesi, tüketicilerin haklarını koruyabilmeleri, mağduriyetlerinin giderilmesinde bir araya gelerek güç birliği oluşturmaları ve hükümetlerin ekonomik ve sosyal politikalarında dikkate alınma ve kamu kurumlarında temsil edilme) olduğu belirlenmiştir.

Bu çalışmanın dayanak noktalarından birini oluşturan ve yukarıda sayılan hakların arasında yer alan bir diğer evrensel ve temel tüketici hakkı da, Bilgi Edinme Hakkı’dır.

Kabaca; tüketicinin mal veya hizmeti satın alırken doğru karar verebilmesinin sağlanması için tüketicinin gerekli bilgiye ulaşabilmesi ve zararlı ve yanıltıcı reklâmdan, etiketten, ambalajdan korunması olarak tanımlanabilecek bu hak; gelişen üretim teknolojileri, reklâm ve pazarlama tekniklerindeki ve satış yöntemlerindeki yeniliklerin hız kazanması nedeniyle diğer tüketici haklarına nazaran öne çıkmaktadır.

Nitekim uluslararası ve ülkemizin ulusal hukuk metinlerinde, bu hakkın sağlanmasına ilişkin olarak birçok düzenleme yer almaktadır. Reklâm konusundaki sınırlayıcı kriterler, satışa sunulan mal ve hizmete ilişkin tanıtım broşürü, etiket ve ambalajında yer alması zorunlu tutulan unsurlar ve benzeri düzenlemeler, bu hakka ilişkin kaygılarla getirilmiştir.

Bilgilenme Hakkının İçeriği

Bilgilenme Hakkı’na ilişkin içerik tayininde yıllar içinde büyük değişim olduğu kuşkusuzdur. Başlangıçta tüketicinin satın alma eyleminde doğru karar verebilmesi için gerekli bilgiye ulaşabilmesi yeterli kabul edilebilecek iken, sonrasında tüketicinin satın alma eyleminde vermesi istenilen “doğru karar”ın ne olduğu sorunu düşünülmelidir.

“Doğru karar”dan kastedilenin; tüketici için “sağlıklı, zarar vermeyen, iyi, uygun, ekonomik, kaliteli” olmasının yanında, bu niteliklerin aynı zamanda tüketicinin manevi alanındaki değerlere de denk düşmesi zorunlu mudur?

Şüphesiz ki, tüketici kimliği taşıyan insanın manevi alanındaki değer ve inanışlarına uygun yaşam tarzını sürdürebilmesi için, aynı değer ve inanışlarına uygun üretilmiş mal ve hizmetleri ihtiyaçları için satın alabilmesi sağlanmalıdır.

Bu temel kabulün ardından bizi bekleyen sorun; “tüketicinin manevi alanındaki değer ve inanışlarına uygun üretilmiş mal ve hizmetleri ayırt edebilmesinin ve tüketicinin bu anlamda bilgilenmesinin nasıl sağlanacağıdır.

Bu sorunun genel çözümünü yukarıdan beri değinilmeye çalışılan evrensel ve temel tüketici hakkı olan “bilgilenme hakkı” uygulamasında aramak gereklidir. Tüketicinin bilgilenme hakkının tam olarak sağlandığı pazar ortamında, tüketicinin “sağlıklı, zarar vermeyen, iyi, uygun, ucuz, kaliteli ve manevi alanındaki değerlerle uyumlu” üretilmiş mal ve hizmetlere ulaşması sağlanabilecektir. 

OLUMSUZ –İKİ- ÖRNEK

-Gazozda Alkol Var

Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği ile ilgili olarak çıkarılan Alkolsüz İçecekler Tebliği’nde, “alkolsüz içeceklerde etil alkol miktarının en çok 5.0 g/l olabileceği” ne ilişkin düzenleme, Tüketiciler Birliği’nin dikkatini çekmiş ve bunun üzerine Türkiye’de satılan gazlı içecekler (gazoz) üzerinde bir tarama çalışması başlatılmıştır.

Çalışma kapsamında öncelikle piyasada satılan gazlı içeceklerin etiketleri incelenmiş ve etiketlerde, gazlı içecek içeriğinde alkol bulunduğuna ilişkin bir bilgilendirmenin yer almadığı, hatta pazar payı yüksek bir markanın etiketinde de, “içeriğinde alkol ve çözeltisinin bulunmadığı”na ilişkin bilginin yer aldığı tespit edilmiştir.

Bu tespitin ardından Türkiye’de satılan ve pazara hâkim ulusal ölçekte satışa sunulan on ayrı gazlı içecek markası, bir kamu kuruluşu ve en nitelikli laboratuarlara sahip kuruluşu olan TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nde analiz ettirilmiş, “IFFJ modifiye rebelin metodu, 1983” yöntemi ile yaptırılan analiz sonucunda, analiz ettirilen on ayrı gazlı içecekte, değişen oranlarda alkol bulunduğu tespit edilmiştir.

Bunun üzerine gıda mühendisliği, kimya mühendisliği ve tıp alanında uzman kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda; gazlı içeceklerde tat ve koku vermesi için kullanılan ve suda çözünmeleri için hem su, hem de yağlarla karışabilen “ara çözücü”ye ihtiyaç duyan esansların, bu ihtiyacının karşılanabilmesi için üretimde etil alkol kullanıldığı, ara çözücü olarak kullanılan etil alkolün üretim sürecinde kimyevî değişime uğramadığı, etil alkolün üretim maliyetini düşürmesi nedeniyle kullanıldığı, bu nedenle örneğin propylen glycol gibi diğer seçeneklerin tercih edilmediği bilgisine ulaşılmıştır.

Yapılan bu çalışma, milyon dolarlık bir sektör olan gazlı içecekler alanında tüketicinin temel ve evrensel bilgilenme hakkının ihlâl edildiğini net olarak ortaya koymaktadır.

Tüketiciler Birliği’nin çalışmasının ardından özellikle Müslüman tüketiciler, yıllardan beri “içinde alkol yoktur” inanç ve bilgilendirmesi ile yoğun olarak tükettikleri gazlı içeceklere ilişkin tercihlerini değiştirmiş, bunun sonucunda gazlı içecek satışlarında % 50’ye varan düşüşler görülmüş, daha önemlisi Müslüman tüketici topluluğunda “kandırılmış, aldatılmış, günah işlemeye sevk edilmiş” oldukları düşüncesi ile bir anlamda kitlesel travma meydana gelmiştir. 

Çok Bilinmeyenli: JELATİN

Jelâtin, Gümrük ve Dış Ticaret Müsteşarlıklarının resmi verilerine göre Fransa, Hollanda, İtalya, İngiltere, Almanya, Yunanistan, Belçika, Slovak Cumhuriyeti, ABD, Kolombiya, Brezilya, Arjantin, Pakistan, Hindistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Güney Kore Cumhuriyeti, Yeni Zelanda’dan ithal edilen, hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen bir katkı maddesidir ve protein olarak bilinir. Jelâtin; “köpürmeyi sağlayıcı, emülgatör, kristalizasyonu düzenleyici, stabilizör, jelleştirme, bağlama, film oluşturucu, kremleştirme ajanı, durultma ajanı, koloidal yapıyı koruyucu, koyulaştırıcı, yapışma ajanı” işlevleri nedeniyle “gıda, kozmetik, eczacılık, fotoğrafçılık, gübre, kaplamalar, microenkapsülasyon, yıkama, beslenme, temizlik ürünleri” alanında kullanılmaktadır.

Bu denli geniş kullanım alanı bulunan jelâtin maddesinin menşei konusu, Müslüman tüketici için bir bilinmeyendir. Jelâtinin koyun, sığır, balık ve domuz gibi hayvanların deri ve kemiğinden üretildiği gerçeği, Müslüman tüketici için şu sorunları ortaya koymaktadır:

-Tüketilen, örneğin gıda maddesinde kullanılan jelâtin, acaba hangi hayvandan üretilmiştir?

-Bu jelâtin domuzdan mı üretilmiştir?

-Jelâtin domuz dışındaki hayvanlardan üretilmiş olsa bile, acaba bu hayvanların kesimi, İslamî usullere göre mi yapılmıştır?

Bu sorular Müslüman tüketici için yanıtı asla bulunamayacak sorulardır. Yukarıda sıralanan alanlarda üretilen ve tüketicilerin yoğun olarak satın aldıkları mallarla ilgili olarak, içeriğindeki jelâtinin menşei, yani “jelâtinin hangi hayvandan üretildiği, domuz dışındaki hayvanlardan üretiliyorsa, hayvan kesiminin İslamî usullere göre yapılıp yapılmadığı konusunda tüketicinin “bilgilenme hakkı” yoğun olarak ihlâl edilmektedir. 

 HELÂL SERTİFİKA

Tüm bu açıklamalarımız ve özellikle verilen iki olumsuz örnekten yola çıkarak, “Müslüman Tüketici” için mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına, gereklerine uygun üretilmiş mal ve hizmetlere ulaşması önem taşımaktadır.

Pazarın genişliği, satışa sunulan mal ve hizmetlerin neredeyse sınırsız sayı ve nitelikte olması, mal ve hizmetlere ilişkin bilgilendirmenin çoğu kez yapılmaması veya eksik yapılması, mal ve hizmetlerin üretilmesi aşamalarının bilinmesinin sıradan tüketici için mümkün olmaması nedeniyle mal ve hizmet satın alacak Müslüman tüketici için tercihte bulunurken, doğru tercihte bulunmasını sağlayacak işaretlendirme, belgelendirme, sertifikalandırma ve benzeri belirlemelerin yapılması gereklidir.

Nitekim Müslüman tüketici topluluğunun ulaşmış olduğu büyüklük, pazarda artan rekabet ortamı, mal ve hizmet sunan üretici ve satıcıların bu belgelendirme sürecine yanaştıkları, Müslüman tüketicide gelişen beklentiler nedeniyle Müslüman tüketiciye mal ve hizmet satabilmenin yolunun üretilen mal ve hizmetin İslam Dini’nin gereklerine uygun üretildiğini kanıtlama ve bu kanıtlarını ilan ve ifade etmek zorunda kaldıklarını ortaya koymaktadır.

Müslüman tüketici bakımından da, üretimin İslam Dini’nin gereklerine uygun olduğunu kanıtlayan ve bu kanıtını da belgelendirebilen firmaların mal ve hizmetleri tercih edilmektedir.

Bu nEdenle Müslüman tüketici ve Müslüman tüketici tarafından tercih edilme isteğindeki üretici ve satıcılar belgelendirme, ayırt etme yönündeki beklentilerinin karşılanabilmesi için tüm dünyada “Helâl Sertifika” konusunda çalışmalar başlamıştır. Bu çalışmalarla ilgili ciddi metodoloji ve sistem sıkıntısı olmakla beraber belli bir olgunluk seviyesine geldiği görülmektedir.

Ancak son günlerde, kimi kimseler ve kurumlar İslami bir hassasiyet içinde olmamalarına karşın, artan pazardan pay alabilmek için yanlış olduğunu düşündüğümüz yöntemleri benimseyen sertifikalandırma çalışması içine girdikleri ve bu durumun “güven” noktasında kritik bir süreci başlattığı tespit edilmektedir.

Helâl Sertifika Uygulamasında Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Günümüzde başta Malezya ve Pakistan olmak üzere birçok ülkede “Helâl Sertifika” çalışması yapan, mal ve hizmetlerin İslâm Dini’nin gereklerine uygun olarak üretildiğini belgeleyen kuruluşlar bulunmaktadır. Hatta Müslüman nüfusun çok çok az bulunduğu Uruguay’da dahi bu çalışmayı yürüten kuruluşlar faaliyettedir.

Ancak dünyanın birçok farklı ülkesinde gerçekleştirilen bu çalışmaların tamamı için yerinde ve doğru çalışmalar olduğu ileri sürülebilir mi?

Ya da, bu çalışmaların tamamında belli bir ortak standart ve yöntemin uygulandığı kabul edilebilir mi?

Dahası, “Helâl Sertifika” veren tüm kuruluşların bir tanesi tarafından “Helâl Sertifika” ile belgelendirilen mal ve hizmet için dünyanın başka bir ülkesinde veya aynı ülkede faaliyet gösteren kuruluş tarafından “Helâl Sertifika”ya lâyık görülmesi mümkün müdür?

Ne yazık ki, bu ve buna benzer sorulara olumlu yanıt vermek mümkün görünmemektedir. “Helâl Sertifika”landırma faaliyetinin oluşturduğu ticari pazarın ve bu konudaki hazır ve yoğun talebin büyüklüğü nedeniyle “Helâl Sertifika” uygulamalarında, ticari kaygılar ne yazık ki, hak ettiğinden daha çok öne çıkmaktadır. “Müslüman topluluğun yok denecek kadar az olduğu bir ülkede faaliyet gösteren bir “Helâl Sertifika” kuruluşundan alınmış belge ile uçaklarındaki yolculara kırmızı et ikram eden havayolu şirketinin, bu etlerinin insan sağlığı için zararlı olduğunun ortaya çıkması örneğinde olduğu” gibi “Helâl Sertifika”yı “bedelini ödeyerek satın alma” ya da “oradan olmazsa, başka bir “Helâl Sertifika” kuruluşundan edinmek” gibi eğilimlerin varlığı da bir gerçektir. Bu durumun Müslüman tüketici indinde güvensizliğe yol açacağı ve giderek “Helâl Sertifika” işinin sulandırılmaya başlaması da kaçınılmazdır.

Yine İslam Dini bakımından çeşitli mezhep, tarikat ve cemaat uygulamalarında, “helâl-haram” konusunda muhtelif yönelimler ve kabullerin söz konusu olduğu bir gerçektir. Bir mal veya hizmetin üretiminin hangi mezhep, tarikat veya cemaat kabulüne göre haram veya helâl sayılacağı üzerinde önemle durulması gereken bir sorundur.

Tüm bu saptamaları kısaca özetleyecek olursak, “Helâl Sertifika” konusunda yaşanan ve yaşanması olası sorunları şu şekilde sıralamak mümkündür:

“Helâl Sertifika” veren kuruluşun, bu faaliyeti gerçekleştirmeyi hak ediyor olması, akreditasyon.

“Helâl Sertifika” veren kuruluşun vermiş olduğu sertifikanın nesnel, genel kabule ve akreditasyonuna uygun olarak hak eden kuruluşa verilmesi.

Tüm dünyada faaliyet gösteren “Helâl Sertifika” kuruluşlarının üst çatı altında örgütlenmesinin sağlanması ve “Helâl Sertifika” veren kuruluşların denetimi.

İslam dini içinde mevcut mezhep, tarikat, cemaat gibi oluşumların birbirinden farklı olan kabullerinin gözetilmesi.

Helâl Sertifikayı Kim Vermeli?

“Helâl Sertifika”nın, ticari kâr amacı gütmeyen, döner sermaye mantığı ile hareket eden vakıf veya benzeri sivil toplum örgütlenmesi bünyesinde gerçekleştirilen bir çalışma olması, tercihen bu örgütlenmenin tüketici hakları ile ilgili bir örgütlenme olmasında, çalışmanın mezheplere, tarikatlara ve cemaatlere eşit mesafede olmasında yarar görmekteyiz. Aksi durumun yukarıda sıralanan sakınca ve sorunları da beraberinde getireceği açıktır.

Öte yandan ülkemize özgü ilginç bir gelişmeye de vurgu yapılmasında yarar bulunmaktadır. Ekim 2005 tarihinde, bir kamu kuruluşu niteliğinde olan ve Başbakanlığa bağlı Türk Standartları Enstitüsü tarafından Helâl Sertifika” çalışmasının başlatıldığı kamuoyuna açıklanmıştı. Bu açıklama üzerine Tüketiciler Birliği tarafından; Anayasasında “lâik” olduğu yazan ve laiklik konusunda aşırı düzeyde hassas bir devletin kuruluşunun bir dinin, üstelik bir dinin sadece bir mezhebine mensup olanlar için bu çalışmayı yapmasının lâiklik ilkesi ile açık bir çelişki olduğu, bir din tarafından haram-helâl sayılacak ürünlerin tespitinin bir devlet işi değil, o din mensuplarının kendilerinin kuracağı kuruluşlarının işi olduğu belirtilerek tepki gösterilmiştir. Özetle; kimi ülkelerde örneği görüldüğü şekilde “Helâl Sertifika” işinin devlet tarafından yerine getirilmesinde sakınca bulunmakta, bu hizmeti gerçekleştirecek kuruluşların bağımsız ve sivil karakter taşıması önemsenmelidir.

NASIL VERMELİ?

Dünya bir yana hemen her ülkede birçok mezhep, cemaat ve tarikat mensubu bulunmaktadır. Hatta aynı mezhebe mensup İslam Hukukçuları arasında bile; örneğin gazozlardaki alkol ve gıda jelâtini konusunda birçok değişik fıkhî sonuç ortaya konmaktadır. Bu durumda fıkıh hükümlerinde yeknesaklık sağlamak imkânsızlaşmaktadır. Tavukların kesilmesindeki besmelenin durumu ve kesilme yöntemleri ile yemlerinin içeriği konusunda bile dünyanın hiçbir ülkesinde henüz uzlaşma sağlanabilmiş değildir. Bu durumda vereceğiniz Helâl Sertifika” sadece bir mezhep mensuplarınca bile kabul edilebilir olmaktan uzak kalacaktır ve kalmaktadır.

Bu durumda dünyada uygulanan “Helâl Sertifika” programları konusunun dünya Müslümanlarının hepsi tarafından ve Müslüman olmasa bile Müslümanların gıda tüketim sistemine uygun olarak beslenmek isteyen diğer inanç sahiplerinin benimseyebilecekleri yeni bir formülasyona ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.

Tüketiciler Birliği tarafından bu konunun nasıl çözüleceği konusunda yürütülen çalışmalar sonunda tüm tartışmalara son verecek bir yöntem geliştirilmiştir. 3 aşamalı bir sertifikalandırma ve sembolizasyon çözümü içeren bu yeni yöntem sayesinde mezhep, cemaat, tarikat ve kanaat sahibi olursa olsun hepsinin kabul edilebileceği bu yeni bir yöntemdir. Bu yeni yöntemi uygulayan başkaca bir kuruluş yoktur. Dünyada bu alanda sertifika veren tüm kuruluşlar klasik yöntemi benimsediklerinden dolayı gerektiği kadar kabul göremediği da ortadadır. Bu temel sorunun en kapsamlı cevabı Tüketiciler Birliği'nde. Bu çözüm sayede dünyada Helâl Sertifika” sistemi yepyeni bir boyuta daha kavuşacak ve daha kapsayıcı hale getirilecektir.

KUR'AN-I KERİM NE DİYOR!

“Andolsun ki, biz, ilk insanı çamurdan süzülmüş bir özden yarattık.[1] Sonra onun neslini bir nutfe (sperma) olarak sağlam ve emin bir yer olan rahim’e yerleştirdik.[2] Sonra rahimde o nutfeyi bir "alaka" yaptık; derken, o "alakayı" da bir "mudga"ya "mudgayı" da kemiklere çevirdik, o kemiklere de et giydirdik; sonra onu bambaşka bir varlık yaptık. Varlıkları yaratıp şekil verenlerin en güzeli olan Allah ne yücedir![3] Allah uğrunda gereği gibi hakkıyla ve ancak O'nun için cihad edin. Sizi cihad için O seçti ve din konusunda da üzerinize hiç bir zorluk yüklemedi. Tıpkı babanız İbrahim'in dininde olduğu gibi. O Allah daha önceki kitaplarda ve bu Kur'an da size "Müslümanlar" adını verdi. Ta ki peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. Artık Namazı dosdoğru kılın, Zekât’ı verin ve Allah'a emirlerine sımsıkı yapışın. Mevla’nız O'dur. O ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır![4]

Mü'minler muhakkak felah bulmuş umduklarına ermişlerdir. Zira onlar, namazlarında huşu içinde kalbi ve bedeniyle tam teslimiyet halindedirler. Zira onlar, boş söz ve işlerden yüz çevirirler. Zira onlar, Zekât vazifesini ifa ederler. Zira onlar, edep yerlerini/iffetlerini korurlar. Sadece eşleriyle münasebet kurarlar. Çünkü onlar bundan dolayı kınanmazlar.[5] O Mü'minler ki emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.[6] Onlar ki Namazlarını vaktinde ve gereğince kılmaya devam ederler. İşte onlar, varis olanların ta kendileridir. Onlar cennetlerin en yücesi Firdevs'e varis olacaklardır ki, bu mirasçılar, orada ebedi kalacaklardır.

Gökten suyu bir ölçü dahilinde indirdik de onu yerde tuttuk. Şüphesiz biz onu gidermeye de kadiriz. İşte onunla size hurma bahçeleri, üzüm bağları meydana getirdik. Bu bahçelerde sizin için birçok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz. Yine onunla Tur-i Sina'da yetişen bir Zeytin Ağacı yarattık ki meyvesi yiyenler için hem yağ hem de katık olarak Zeytin verir. Sağmal hayvanlarda da sizin için elbette bir ibret vardır. Karınlarının içindekinden size süt içiririz. Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır, hem de onlardan yersiniz. Hem onların, hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız.[7] Kim bu helâl olandan ötesini isterse, işte onlar haddi aşanlardır.[8]

Ölü hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan; henüz canı çıkmadan yetişilip şartlarına uygun tarzda kesilenler dışındaki boğulmuş, taş veya sopa vb. ile vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, başka bir hayvan tarafından boynuzlanma neticesinde ölmüş ve yırtıcı hayvanlarca parçalanmış; bir de dikili putlaştırılmış taşlar için boğazlanmış hayvanların etlerini yemeniz ve fal oklarıyla kısmet, şans aramanız size haram kılındı. İşte bunları yapmak, Allah'a itaatsizliktir. Bugün küfre sapanlar/inkarcılar dininizi ortadan kaldırıp sizi kendilerine çevirmekten ümidi kestiler, artık onlardan korkmayın, benden korkun! Bugün dininizi hükümleriyle kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için İslam'ı din olarak beğenip seçtim. İşte dindeki bu yasaklara uymakla beraber kim açlıktan çaresiz kalırsa, günaha meyletmeksizin/istek duymaksızın bu sayılan haram etlerden yiyebilir. Çünkü Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.[9] Temiz/helâl şeylerden yiyin, salih amel işleyin. Çünkü ben yaptıklarınızı hakkıyla bilenim. Muhakkak ki bu sizin ümmetiniz dininiz, bir tek ümmet bir tek din İslam’dır. Ben de sizin Rabbinizim. O halde emirlerime uygun yaşayıp azabımdan sakının.[10]

Sizin için duymayı sağlayan kulakları, görmeyi sağlayan gözleri ve düşünmeyi sağlayan gönülleri yaratan O'dur. Halbuki siz ne kadar az şükrediyorsunuz! [11] Kendilerine mal ve evlat verirken, onların iyiliklerine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır! Onlar işin farkına varamıyorlar.[12] Ancak onlar saparak din işlerinde, gruplar halinde aralarında parçalandılar. Her grup ellerinde bulunanla kendilerine pay çıkararak övünüp sevinmektedir.[13] Geçmiş ümmetler kendi aralarında din işlerinde parçalanıp bölük bölük oldular. Her biri yine ancak bize döneceklerdir.[14] Şeytan sizi fakirlikle korkutur fakir düşeceğinizi düşündürerek Zekât ve sadaka vermekten caydırır, çirkin şeyleri emreder. Allah ise, emrini yerine getirmek için sarf eden sizlere, kendisinden bir mağfiret ve bolluk vaadeder. Allah'ın lütfu ve ihsanı geniştir ve O, her şeyi hakkıyla bilendir.[15] Sadakalar, kendilerini Allah yolunda ilim ve hizmete adamış olan ve yeryüzünde dolaşıp kazanamayan fakirler içindir ki, iffetleri utanıp istememeleri sebebiyle, gerçek hallerini bilmeyen, onları zengin zanneder. Rasulüm! Sen onları simalarından tanırsın; onlar, yüzsüzlük ederek insanlardan bir şey istemezler. Hak yolunda hayır namına ne verirseniz, muhakkak ki Allah onu hakkıyla bilir.[16]

Biz hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Nezdimizde, gerçeği söyleyen ve kulların yaptıkları yazılı bulunan bir kitap vardır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.[17]

Sonra siz bunun ardından şüphesiz öleceksiniz.  Sonra siz Kıyamet Günü’nde mutlaka diriltileceksiniz.[18] Bunun üzerine Allah buyurur: "Buraya nispetle elbette ancak pek az kaldınız. Keşke önceden bilseydiniz dünyaya tapmaz, isyankâr yaşamazdınız" [19] De ki: "Ey Rabbim! Bağışla, merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."[20] Cehennem’de ateş yüzlerine çarpıp kavurur da orada dişleri sırıtır halde kalırlar.[21]

Buraya kadar yer alan metin Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak’ın söyledikleridir. Bütün bunları şunları bir sistematik için şu nedenle sıraladım. Müslüman olduğunu söyleyen insanlar İslam gereğini yapmak zorundadırlar. İslam’ın gereğini yapmak sağlıklı yaşamaktır. Allah’ın haklarına ve kulların haklarına riayet etmek demektir. Helal yemek içmektir. Bugün ekmeğimize bile Allah yasakladığı domuzdan mamul katkılar alenen katılmaktadır.

Sonuç olarak; Helâl Sertifika” sistemi yapmak Müslümanlar için bir Farz-ı Kifaye’dir. Ancak üzerinde mutabakat sağlanmış bir çözümü üretememek ve ilgi duymamak, kanaatimizce bu farzı Farz’ı Ayın’a dönüşmektedir. Tüketiciler Birliği bu alanda çalışmak yapmak isteyen herkesi ortak hareket etmeye davet etmektedir. Bu konuda ön koşul sayılmayacak taleplerimiz bulunmaktadır: Bu iş, bir ticari kazanç aracı olarak görülmemelidir. Çözümü cemaat ve grup taassubundan öte bir farzın ifası olarak görmelidir. Bu sekülerleşme, materyalistleşme ve endüstrileşme sürecinde kaybedilen değerleri yeniden kazanmak ve kazandırmanın uhrevi sunucu bizler için kazanç olarak yeterlidir.

[1] Mü’minun Suresi 12
[2] Mü’minun Suresi 13
[3] Mü’minun Suresi 14
[4] Hac Suresi 78
[5] Mü’minun Suresi 1-6
[6] Mü’minun Suresi 8-11
[7] Mü’minun Suresi 18-22
[8] Mü’minun Suresi 7
[9] Maide Suresi 3
[10] Mü’minun Suresi 55-56
[11] Mü’minun Suresi 78
[12] Mü’minun Suresi 51-52
[13] Mü’minun Suresi 53
[14] Embiya Suresi 93
[15] Bakara Suresi 268
[16] Bakara Suresi 273
[17] Mü’minun Suresi 62
[18] Mü’minun Suresi 15-16
[19] Mü’minun Suresi 114
[20] Mü’minun Suresi 118
[21] Mü’minun Suresi 104

Hz Ömer r.a. bir gün vera hakkında konuluyordu. "Harama ve şüpheye düşme korkusunda 70 çeşit helali terk ettim" buyurdu.
Verâ Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.

---

Hz Ebubekir r.a.’in bir hizmetçisi vardı. Ömrünün son demlerinde her akşam iftar yemeğini bu hizmetçi getirirdi. Yemeden önce hizmetçisine yemeği nasıl temin edildiğini, nasıl kazanıldığını, kimden satın aldığını, hazırlayanın, içeriğinin ne olduğunu sorar ve öyle yerdi.

Bu hizmetçi yine bir akşam yemek getirdi.

Hz Ebu Bekir r.a. sormadan elini uzatıp o yemekten bir lokma yedi.

Hizmetçisi: “Efendim bu gece soru sormadan yemeye başladınız” diye hatırlattı.

Hz Ebu Bekir r.a.’in sözleri yaşarıp, “Açlık bana acele ettirdi. Sabredemedim. Öyleyse şimdi söyle bu yiyeceği nereden aldın” buyurdu.

Hizmetçi “Cahiliye döneminde raks eder oyun oynardım. Para kazanırdım. Yine bir topluluğa raks ettim. Onların hoşlarına gitti. Yanlarında verecek paraları yoktu. Elimize bir şey geçerse sana karşılığını veririz” dediler. “Bugün onların elini dolu gördüm. Bana verdikleri sözü hatırlatınca bu yemeği verdiler” dedi.

Hz Ebu Bekir r.a. bunları işitince o yemeği önünden çekti. Parmağını boğazına sokarar yediklerini kustu. Bir parça boğazına takıldı zor çıkardı. Üzülerek çok ağladı. Mübarek yüzünde renk kalmadı. Sıcak su içmesini tavsiye ettiler. Oda bunu yaparak içini boşalttı.

Hz Ebu Bekir r.a.’e sordular. “Bu kadar sıkıntı ve zorluk bir lokma için midir?”

Hz Ebu Bekir r.a. “Evet Rasulullah s.a.v. buyurdular ki: “Allah’ü Teala c.c. yiyeceği haram olan her kişiye cenneti haram etmiştir” dedi.

Sonra Hz Ebu Bekir r.a. başını yukarı kaldırıp “-Ya İlahi elimden geleni yaptım. Yediklerimi kustum. Bundna sonrası senin keremine lütfuna kalmış. Damarlarımda bir şey kaldıysa beni affet. Bu biçare kulun cehennem azabına dayanamaz” diye dua etti.

---

Helal Ürünler Kategorisi
Konuşma Türkçe tam metin
Halal Form speak's of English complete text
Gazlı İçecekler Alkol Analiz Belgeleri
Gıda Katkı Maddeleri




10.2.2008 tarihinden itibaren 4939 defa okundu.

 


 
  | Tüketiciler Birliği | Sık Kullanlanlara Ekle | Giriş Sayfam Yap | E-Posta | İletişim      Her hakkı saklıdır. 2009 Tüketiciler Birliği

Uygulama: Mustafa SERPEK

Hosting Hizmeti Datafon İletişim A.Ş. tarafından sağlanmaktadır