|
Satın Almama Günü nedir?
Kanada’lı bir
grafik sanatçısı olan Ted Dave’in gayretleriyle
ilki 1992 yılında, sadece Vancouver şehrinde
kutlanan Satın Almama Günü, 2001 yılında
Hollanda, İngiltere, ABD, Kanada, Finlandiya,
Polonya, Slovenya, Kuzey İrlanda, İsveç, Norveç,
Yeni Zelanda ve Japonya gibi ülkelerin de içinde
bulunduğu tam 55 ülkede kutlandı. 2002 yılı
Satın Almama Günü ise 29 Kasım’da kutlanacak ve
önceki yıllara göre daha fazla ülkede ve daha
geniş etkinliklerle kutlanması bekleniyor.
Satın Almama Gününden amaç sadece bir gün
boyunca insanları alışverişten uzaklaştırmak
değil. Temel hedef, özellikle medya aracılığıyla
topluma yerleşen tüketim kültürüne karşı bir set
oluşturmak. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki
tüketim bağımlılığına karşı sade hayat
çizgisinde kontrollü bir hayata doğru önemli bir
basamak oluşturmak.
Satın Almama Gününün en büyük eylemi 24 saat
boyunca hiçbir şey satın almamak şeklinde
gerçekleşiyor. Ancak bu günün kutlandığı
ülkelerde birbirinden ilginç yöntemler
uygulanıyor. Konserlerin düzenlenmesi, alışveriş
merkezlerinin önünde kredi kartlarının
kesilmesi, el ilanlarının dağıtılması gibi
faaliyetlerin yanısıra kampanyaya destek veren
insanlar tarafından alışveriş merkezlerinin
önlerinde “alışveriş yapılmayan” bölgeler
oluşturulması, merihli kostümler giyen
insanların alışverişe gelenleri tüketim
çılgınlığından kurtulmaya çağırmaları gibi
dikkat çekici eylemler düzenlenmekte. New York
City’nin Times Meydanında üzerini altın ve
dolarlarla donatan ve kendisini “Bay
Materyalizm” olarak tanıtan bir kişinin
alışveriş yapanlara “tüketim çılgınlığına
yaptıkları katkıdan dolayı” teşekkür etmesi
ilginç eylemlerden birisiydi.
Kanada’nın Vancouver şehrinde
yaşayan Ted Dave grafik sanatçısıydı ve bir
reklam şirketinde çalışıyordu. İşi reklam
hazırlamaktı. Reklamlarla çeşitli ürünleri
insanların tüketmesini sağlamaktı. İnsanlara bir
ürünü tükettirdiği oranda para kazanıyordu.
Ted Dave işinde çok başarılıydı. Ama o, içten
içe yaptığı işten rahatsızlık duymaya
başlamıştı. Çünkü günlük yaşantıdaki
karşılaştığı her olaya reklamcı gözüyle baktığı
için, kendisi de dahil bütün insanların
başkaları tarafından yönlendirildiğini
görüyordu. İnsanlar kendi istekleriyle değil,
gazetelerden ve dergilerden okudukları, radyo ve
televizyonlardan gördükleri reklamlar
doğrultusunda birşeyler alıyorlardı. Üstelik
sürekli birşeyler satın alma işlemi alışkanlık
sınırlarını da aşmış, bir bağımlılık haline
gelmişti.
1992 yılı sonbaharında yaşadığı çalkantılı
dönemi, “Bu tablo zihnimi sürekli olarak meşgul
ediyordu. Bu gidişatı geri çevirecek bir yol
bulunmalıydı” sözleriyle ifade ediyor Ted Dave.
Özellikle her Kasım ayının son Perşembe günü ABD
ve Kanada’da Şükran Günü olarak kutlanıyordu ve
bu iki ülke tam bir tüketim çılgınlığına sahne
oluyordu. Onun ardından Noel ve Yılbaşı günleri
ile tüketim çılgınlığı insanların ruhlarına
kadar işliyordu.
Ted Dave işte tam o sıralarda radikal bir
karar aldı. İnsanları biraz olsun kendilerine
getirmek ve tüketim çılgınlığından kurtarabilmek
için bir kampanya planladı.
Ted Dave bu kampanya ile insanları sadece bir
günlüğüne alışveriş yapmamaya çağırıyordu.
Kampanya için seçtiği ve “No Shop Day”
(Alışverişsiz Gün) adını verdiği gün ise, bir
yıl boyunca en fazla alışverişin yapıldığı
Şükran Gününün hemen ertesi günü, yani Kasım
ayının son Cuma günüydü.
Yıllarca bir reklamcı olarak çalışan Ted Dave,
bu kez hazırladığı afişler ve posterlerle
insanları tüketmemeye, alışveriş yapmamaya
çağırıyordu.
Ted Dave, Vancouver halkından 24 saat boyunca
hiçbir harcama yapmamayı istiyordu. Ancak onun
amacı, tüketimi sadece bir günlüğüne frenlemek
değildi. Temel hedefi, özellikle medya
aracılığıyla topluma
yerleşen tüketim kültürüne
karşı bir set oluşturmaktı. Çünkü tüketim
kültürüyle insanlar daha rahat ve daha konforlu
bir hayatın kendilerini mutluluğa ulaştıracağına
inanmışlar, bunun için de sürekli tüketmeyi,
sürekli birşeyler satın almayı zorunlu olarak
görmeye başlamışlardı. İnsanlar böyle inanıp, bu
doğrultuda harekete geçince de bir tür “tüketim
tutsakları” haline gelmişlerdi. Böylece, güç
tamamen piyasaya ürün süren ve bu ürünü
tükettirmek için her türlü aracı kullanan
kesimin eline geçmişti. Bu süreci tersine
çevirmek gerekiyordu. İşte bu yüzden, Dave “Bu
kampanyadaki amacım, alışverişteki asıl gücün
satıcılardan alıcılara geçmesini sağlamaktı”
diyordu ve tüketim bağımlısı olan insanların
zihinlerine bu bağımlılıktan kurtulabilecekleri
düşüncesini yerleştirmeyi hedefliyordu. Bunun
için hazırladığı tanıtım afişlerinde şu soruyu
yöneltmişti: “Alışveriş yapmadan bir gün
geçirebileceğinizi hiç düşündünüz mü?”
SAG
Ted Dave’in
öncülüğünü yaptığı bu hareket ilk yılında Kanada
insanının bir hayli ilgisini çekti. Özellikle,
sonraki yıllarda bu kampanyaya Media Foundation
(Medya Vakfı) isimli kâr amacı gütmeyen bir bir
vakfın destek vermesiyle, bir günlük alışveriş
yapmama eylemi daha sistemli ve örgütlü hale
geldi. Kampanyanın ismi de, daha öncekiyle aynı
anlamı ifade eden “Buy Nothing Day” (Satın
Almama Günü–SAG) olarak değişti ve bu isimle
dünyaya yayıldı. Bu vakfın yayın organı olan
Adbusters isimli dergi ve dergiye ait
internet sitesi aracılığıyla SAG ile ilgili
sürekli bilgiler verildi. Adbusters bünyesinde
sanatçılardan, yazarlardan, eğitimcilerden,
öğrencilerden ve hattâ işadamlarından oluşan pek
çok isim vardı. Bu insanların ortak özellikleri,
tüketim kültürüne karşı insanları uyarma
görevini
gönüllü
olarak üstlenmeleriydi.
1997 yılında
Medya Vakfı yetkililerince 30 saniyelik bir
tanıtım programı hazırlandı. Bu program ABD’de
yayın yapan CBS, NBC ve CNN gibi kuruluşlara
para karşılığında yayınlanması için teklifte
bulunuldu. Ancak CNN dışında diğer kuruluşlardan
olumsuz cevap geldi. Örneğin CBS yetkililerinden
Robert L. Lowary’nin açıklaması şöyleydi:
“Toplumun
öncelikleriyle ilgili tartışmalı konularda bir
tarafın görüşünü savunur ve izleyicileri belli
bir bakış açısıyla eyleme yöneltir mahiyetteki
reklamları yayınlamak CBS’in yayın
politikalarına ters düşmektedir. Bu reklamlarla
izleyicilerden 28 Kasım 1997 tarihinde herhangi
bir alışveriş yapmamaları istenilmektedir. Bu
ise ABD’nin yürürlükteki ekonomik politikalarına
ters düşen bir girişimdir.”
Medya Vakfının
kurucularından olan ve bu tanıtım programının
hazırlanmasında büyük emeği geçen Kalle Lasn,
CBS yetkilisinin SAG kampanyasını “ABD’nin
yürürlükteki ekonomik politikalarına ters düşen
bir girişim” nitelendirmesiyle ilgili şöyle
diyordu:
“Bu sözler
benim iç dünyamda geçmişten kalan bazı izleri
tekrar canlandırdı. Çünkü ben Estonya’da
doğmuştum ve Sovyet egemenliği altındaki ülkemde
insanlar hükümet aleyhinde konuşmaya izin
verilmiyordu.”
SAG ile ilgili
tanıtım programı 27 Kasım 1997 günü akşamı
CNN’in ana haber bülteninde yayınlandı. Sadece
30 saniyelik bu reklam, SAG kampanyasının bütün
Kanada ve ABD’de duyulması için yetmişti.
Üstelik bu sayede yazılı medya da bu günle
ilgili gelişmeleri okuyucularına duyurdular.
Wall Street Journal ve New York Times
gibi büyük gazetelerde SAG ile ilgili geniş
yorumlara ve haberlere yer verildi.
Gerek medya
organlarında çıkan yazılı ve görüntülü haberler,
gerekse Adbuster dergisi sayesinde SAG
kampanyaları Kanada ve ABD’nin sınırlarını aştı.
Bu kampanyalar her yıl yeni yeni ülkelerde
kutlanmaya başlandı. 1999 yılında Japonya’nın da
katıldığı SAG kutlamaları aynı yıl Hollanda,
İngiltere, Finlandiya, Polonya, Slovenya, Kuzey
İrlanda, İsveç, Norveç, Avustralya, Yeni Zelanda
gibi 30 ayrı ülkede gerçekleştirildi. 2001
yılında ise SAG kampanyaları tam 55 ülkede
gerçekleştirildi.
SAG KUTLAMALARI
SAG kampanyalarının en belirgin eylemi, 24
saat boyunca hiçbir şeyin satın alınmaması.
Ancak başlangıcından günümüze kadar bu
kampanyalarda, tüketim çılgınlığına karşı
insanların dikkatini çekmeye yönelik pek çok
ilginç yöntem de kullanıldı. Örneğin, konserler
düzenlendi, kredi kartları kesildi, posterler
asıldı, el ilanları dağıtıldı. Alışveriş
merkezlerinin önlerinde merihli kostümlerini
giyen, koyun maskeleriyle alışveriş reyonlarını
dolaşan insanlar görüldü. İnsanlar birbirlerine
bu günü hatırlatan mektuplar, kartlar, internet
üzerinden yazılı ve resimli mesajlar
gönderdiler. Bazı alışveriş merkezlerinin önünde
veya içinde “alışveriş yapılmayan” küçük
bölgeler oluşturdular. Buralara kanepe, masa,
halı, minder gibi şeyler koydular ve alışveriş
için gelenleri buraya çağırdılar. Misafirleriyle
satranç oynadılar, kitap okudular, resim
yaptılar, sohbet ettiler.
SAG kampanyalarındaki etkinlikler kırıcı,
incitici, hakaret edici özelliklerden uzaktı.
İnsanların dikkatini çekebilecek, en azından
kendi kendini sorgulamaya yöneltecek ve
çoğunlukla da insanları gülümsetecek eylemler
düzenlendi. Geçtiğimiz yıl ABD’nin Seattle
şehrinde bulunan West Lake Center isimli
alışveriş merkezinin önünde toplanan çok
sayıdaki kampanya gönüllüsü kredi kartlarını
kestiler. Ya Paranı Ya Canını isimli
kitabıyla ABD’de sade hayat düşüncesinin
öncülerinden olan Vicki Robin de eylemciler
arasındaydı. Doktor elbiselerini giymiş olan
Robin, alışverişe gelenlere, aşırı zenginlikten
kaynaklanan psikolojik bir hastalık olan
“Affluenza”yı iyileştirecek reçeteler
dağıtıyordu.
ABD’nin Minnesota şehrinin en büyük alışveriş
merkezlerinden olan Mall of America’nın
tavanından aşağıya kadar sarkan 55 metrekare
genişliğinde bir bez afiş asıldı. The Ruckus
Society isimli grup üyeleri tarafından asılan
dev afiş üzerinde, altı delinmiş bir alışveriş
çantasından düşen dünya resmi vardı. En altta
ise şu cümle yazılıydı: “Düşünceye kadar satın
al!”
1999 yılında New York City’nin Times
Meydanında üzerini altın ve dolarlarla donatan
ve kendisini “Bay Materyalizm” olarak tanıtan
bir eylemci, alışveriş yapanlara “tüketim
çılgınlığına yaptıkları katkıdan dolayı”
teşekkür ediyordu. San Fransisco’da SAG
kampanyasını organize edenlerden Marie Drennan,
Özgürlük Anıtını temsil eden bir kostüm giymiş,
eline kampanyayla ilgili bayraklar almıştı ve
yanıbaşındaki alışveriş merkezine girenlere
şöyle diyordu: “Alışveriş yapmak zorunda
değilsiniz.”
Hollywood’da senaristlik yapan Kelly Leffler
ise 2000 yılının SAG kutlamaları için koyun
kostümleri giydi ve Los Angeles’in en tanınmış
alışveriş merkezlerinden olan Beverly Center’e
yürüyerek geldi. Orada yaptığı tek eylem koyun
gibi melemekti.
SAG ETKİNLİKLERİ
SAG
kampanyalarını düzenleyen gönüllüler, insanlara
sadece bu günde yapmamaları gerekeni
söylemediler. Ayrıca yapabilecekleri bazı
şeylerin listesini de sundular. Hattâ SAG için
101 maddelik liste hazırlayanlar da vardı. İşte
bunlardan bazıları.
* Daha önceki
dönemde hemen hergün aldığınız şeylerin bir
listesini çıkarın. Daha sonra bütün aile
bireylerinin bulunduğu bir ortamda, alınan bu
ürünlerin gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını
görüşün.
*
Hazırladığınız bu liste için cebinizden çıkan
tutarı tespit etmeye çalışın. Ardından aylık
gelirinizin yaptığınız harcamaları ne ölçüde
karşıladığını ve bunları alabilmek için ne kadar
çalışmanız gerektiğini değerlendirin.
* Eğer
bulunduğunuz şehirde bir müze varsa onu ziyaret
edin. Eğer zaman bulabiliyorsanız, bir köy
ziyaretinde bulunun. En azından geçmiş
toplumların veya kırsal kesimde yaşayan
insanların hayatını konu edinen bir kitap
okuyun. Bir köyde veya eski dönemlerde yaşayan
insanların günlük yaşam için ihtiyaç duydukları
şeylerle, sizin kendiniz için temel ihtiyaç
olarak nitelendirdiğiniz şeyleri kıyaslayın.
* Bir gün
içinde yaptığınız ortalama harcama ve satın
aldığınız şeylerle kendinize, topluma, hattâ
dünyanın doğal dengesine hangi yönlerden
yararlı, hangi yönlerden zararlı olabileceğinizi
belirlemeye çalışın.
*
Çocuklarınızla bir araya gelerek tüketim
alışkanlıklarının zararları konusunda onlarla
konuşun, onlara hikâyeler anlatın veya çeşitli
oyunlarla bu konuyu anlatmaya çalışın.
* Tüketim
alışkanlıklarının zararlarına karşı çok duyarlı
birisi iseniz ve eğer bulunduğunuz şehirde SAG
çerçevesinde bir kampanya düzenlenmişse, fiilî
olarak katkıda bulunabilirsiniz.

Dünya Satın Almama Gününü
Türkiye'de
Tüketiciler
Birliği organize etmektedir. |